Erken çocukluk dönemi, hızlı fiziksel, duygusal ve sosyal gelişimlerin yaşandığı bir süreçtir. Bu dönemde hayal gücünün gelişmesi ve çocukların çevrelerini keşfederken karşılaştıkları yeni deneyimler kaygı ve korkuların ortaya çıkmasına neden olabilir.
Bu durum, gelişimin normal bir parçasıdır; ancak ebeveynleri olarak bu korkuları anlamak ve çocuğa destek olmak önemlidir.
Neredeyse tüm çocukların korkuları vardır. Üstelik çocuklar, dünyanın neresinde yaşarlarsa yaşasınlar, hemen hemen aynı şeylerden korkarlar.
Bebeklerde ve Küçük Çocuklarda Tipik Korkular
- 5-12 aylık bebekler, üzerlerine doğru gelen nesnelerden ve ani seslerden korkarlar. Ayrıca yabancılara karşı temkinli olabilirler.
- 1-3 yaş arası çocuklar, ebeveynleriyle olan ilişkilerine ve yalnız kalma korkusuna odaklanır. Oyun oynamak için yanınızdan uzaklaşsalar bile, sürekli olarak geri dönüp sizi kontrol ederler.
- 3-4 yaş arası çocuklar, sıklıkla hayvanlardan, yılanlardan, karanlıktan ve canavarlardan korkar. Bu yaşlarda zihinlerinde gerçeklik ve hayali olanı her zaman ayıramazlar. Rüyalarında gördükleri şeylerin gerçekten yaşandığını düşünürler. Kabusların sık görüldüğü dönem budur.
- 5 yaş civarında korkular çoğu çocukta belirli bir ölçüde azalır. Ancak 6 yaş civarında tekrar artar. Bu yaşta çocukların korkuları daha çok kendilerini nasıl algıladıklarıyla ilgilidir. Örneğin, sınavı geçip geçemeyeceklerini ya da diğer çocukların onları sevip sevmeyeceklerini düşünebilirler.
- 7 yaşında, korkular televizyon, filmler, okul performansı ya da karanlık mekanlardan kaynaklanır.
- 8-9 yaşında, okul başarısızlığı, arkadaşları tarafından alay edilme ve hastalık gibi korkular yaygındır.
- 10-12 yaşında, yükseklik, suçlular, daha büyük çocuklar, ebeveynlerin öfkesi ve uzak ihtimaller olan felaket senaryoları ve okul başarısızlığı öne çıkar.
- Ergenlik döneminde, bedensel değişimler, yalnızlık, cinsellik ve dünyadaki ekonomik ve politik olaylarla ilgili korkular ön plana çıkar.
Kaygı ve Korkuların Sebepleri
- Bilinmeyen Durumlar: Çocuklar için yeni ve belirsiz deneyimler kaygı yaratabilir.
- Hayal Gücü: Çocukların hayal gücü özellikle erken çocukluk döneminde çok güçlüdür. Beyin gelişimleri henüz tamamlanmadığı için gerçek ve hayal arasındaki farkı anlamakta zorlanabilirler.
- Modelleme: Çocuklar, çevresindeki yetişkinlerin korkularını ve kaygılarını model alabilir.
- Geçmiş Deneyimler: Olumsuz bir deneyim, benzer durumlarda korkuyu tetikleyebilir.
Ne Yapabilirsiniz?
1. Korkularını Ciddiye Alın
Çocuğunuza onu anladığınızı hissettirin. “Korkacak bir şey yok!” demek yerine, “Korktuğunu görüyorum. Biraz sarılıp bu konu hakkında konuşmak ister misin?” gibi ifadelerle empati kurun.
2. Korkuları Çocuğun Bakış Açısıyla Anlayın
Çocuğunuzun duygularına odaklanarak uygun çözümler üretin. Örneğin, karanlıktan korkuyorsa:
- Gece lambası kullanın.
- “Canavar kontrolü” yapmayı bir oyun haline dönüştürün.
- Canavarlara karşı “koruyucu” bir oyuncak alın.
- Kapıyı hafifçe açık bırakın.
- Birlikte bir korku karşısında nasıl davranacaklarına dair rutin oluşturun.
3. Hikayeler ve Oyunlarla Destekleyin
Hikaye kitapları ve oyunlar, çocukların korkularını anlamaları ve çözüm bulmaları için etkili araçlardır. Örneğin, bir hikaye karakterinin korkularını nasıl yendiğini anlatan bir kitabı birlikte okuyabilirsiniz.
Canlandırma oyunları oynayabilirsiniz. Örneğin, sınıfta arkadaşlarının önünde konuşmaktan çekiniyorsa, bu durumu canlandırabilirsiniz. Rolleri değişerek hem kendi rolünde nasıl hissettiğini hem de dışarıdan nasıl göründüğünü deneyimlemesini sağlayarak durum üzerindeki kontrolünü artırabilirsiniz.
Çocuğunuz okula girerken sizden ayrılmakta zorlanıyorsa, vedalaşmayı kolaylaştıracak küçük ritüeller oluşturabilirsiniz. Örneğin, eline eğlenceli bir şekilde “fil öpücüğü” kondurabilir ya da keçeli kalemle bir kalp çizerek, sizi özlediğinde buna bakmasını söyleyebilirsiniz. Bu tür sembolik vedalaşmalar, ayrılık kaygısını hafifletmeye yardımcı olabilir.
4. Dikkatini Dağıtın:
Korkutucu bir olay sonrasında olumlu bir aktivite yapmayı deneyin. Örneğin, çocuğunuzla diş doktoruna gideceğiniz zaman dönüşüne eğlenceli bir aktivite planlayın veya yanınıza sevdiği kitapları alıp bekleme süresini keyifli hale getirin.
5. Rol Model Olun
Kendi korkularınızı yönetme biçiminiz, çocuğunuza olumlu bir örnek olabilir. Sakin ve güvenli bir şekilde tepki vererek onlara nasıl başa çıkılacağını gösterebilirsiniz.
6. Önceden planlar yapın ve rutinlere önem verin
Eğer çocuğunuzun zorlanacağını düşündüğünüz bir durum varsa önceden hazırlık yapın. Örneğin, taşınacaksanız çocuğunuzu yeni eve önceden götürün. Kalabalık bir yere gitmeden önce orada kimlerin olduğunu, neler yapacaklarını anlatın.
Düzenli bir günlük rutin, çocuğunuzun kendini güvende hissetmesine yardımcı olur. Özellikle uyku ve yemek saatlerini sabit tutmak kaygıyı azaltabilir.
Ne Zaman Yardım Almalısınız?
Eğer çocuğunuzun korkuları:
- Günlük yaşamını ve rutinlerini belirgin şekilde aksatıyorsa,
- Sosyal ilişkilerini ve oyun oynama davranışını olumsuz etkiliyorsa,
- Yoğun ve sürekli bir şekilde kendini gösteriyorsa,
bir uzmana başvurmak önemlidir. Çocuklarla çalışan bir psikolog, çocuğunuzun korkularını anlamasına ve başa çıkma becerileri geliştirmesine yardımcı olabilir.
Yoğun kaygı ve korkular,
5-12 aylık bebeklerde, sürekli olarak huzursuz ve korkulu olma hali, günlük bakım rutinlerinde (ör. beslenme, uyuma) aşırı zorluk, yabancılara karşı yoğun tepki (örneğin, sürekli ağlama ya da sakinleştirilememe),
1-3 yaş arası çocuklarda, ebeveynlerinden ayrıldığında aşırı tepkiler (ör. saatlerce süren ağlamalar), yeni ortamlara veya kişilere aşırı direnç, günlük yaşam aktivitelerine (oyun, uyku, yemek) yoğun kaygılar nedeniyle katılamama,
3-4 yaş arası çocuklarda, kabuslar nedeniyle uyku düzeninde tamamen bozulma, hayali korkuları nedeniyle sosyal ortamlardan ve oyunlardan tamamen kaçınma, sürekli korku hali ve bu durumun günlük yaşantıyı etkilemesi,
5-7 yaş arası çocuklarda, sürekli olarak okul başarısı ya da arkadaşlarının onu sevip sevmediği konusunda yoğun endişe duyma, okula gitmeyi reddetme, sosyal etkileşimlerden kaçınma veya sosyal etkileşimlerde saldırganlık belirtileri, gece yalnız kalmaktan ya da uyumaktan tamamen kaçınma,
8-9 yaş arası çocuklarda, arkadaşlık ilişkilerinde tamamen geri çekilme, başarısızlık korkusu nedeniyle görev ve sorumluluklardan sürekli kaçınma, yoğun hastalık korkusu, somatik şikayetler (ör. tıbbi sebebi olmayan sürekli karın ya da baş ağrısı), akran ilişkilerinde agresyonun artması,
10-12 yaş çocuklarda, günlük yaşantısında güvenlik kaygıları nedeniyle ciddi kısıtlamalar yaşaması, ebeveyn-çocuk ilişkisinde çatışma çok yoğun ve sürekli hale gelmesi, akran ilişkilerinde agresif tutumların gözlemlenmesi, okul başarısızlığı korkusu nedeniyle motivasyon kaybı yaşanması
Ergenlik döneminde, gelecekle ilgili yoğun kaygı duyulması, sosyal izolasyon, aşırı utangaçlık ya da yalnızlık belirtileri, kendine zarar verme düşünceleri veya davranışları
olarak başlıca sıralanabilir.
Özetle,
Erken çocukluk döneminde korkular ve kaygılar, çocuğun gelişim sürecinin bir parçasıdır. Önemli olan, bu süreçte sabırlı ve destekleyici bir yaklaşım sergileyerek çocuğunuzun güvenli bir şekilde büyümesine yardımcı olmaktır. Unutmayın, korkularla baş etmeyi öğrenmek, çocuğunuzun gelecekteki zorluklara karşı daha dirençli olmasını sağlar.
Kaynakça:
Cohen, L. (2013). Kaygının karşı yakası: çocukların kaygı ve korkularına oyuncu ebeveynlik yaklaşımı. Görünmez Adam Yayıncılık.
Garber, S. W., Spizman, R. F., & Garber M. D. (2011) Monsters under the bed and other childhood fears: helping your child overcome anxities, fears, and phobias. Villard.
https://www.stanfordchildrens.org/en/topic/default?id=helping-kids-get-over-their-fears-1-570
Uzm. Psk. Ilgaz Emre
Uzman Psikolog İlgaz Emre, çocuk ve ergen terapisi alanında uzmanlaşmıştır. Orta Doğu Teknik Üniversitesi Psikoloji lisansını ve Boğaziçi Üniversitesi Gelişim Psikolojisi yüksek lisansını tamamlamıştır. Deneyimsel oyun terapisi ve ebeveyn danışmanlığı uygulamalarında edindiği klinik ve profesyonel deneyimle, genç danışanlara kapsamlı destek sunmaktadır.



